DOLAR 5,8904
EURO 6,5374
ALTIN 295,0
BIST 121.247
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 9°C
Çok Bulutlu

Öztrak:İktidarın Faturasını Vatandaş Ödüyor

Öztrak:İktidarın Faturasını Vatandaş Ödüyor
19.10.2019

Türkiye’nin her alanda büyük bir sıkışmışlık içinde olduğunu söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak,  “17 yıldır ülkeyi yönetenler, bu güzel ülkeyi uçurumun kenarına getirmişlerdir. Ülkemiz yönetilmiyor, savruluyor. Savrulmanın en fazla yaşandığı alanlardan biriyse dış politika” dedi.

Adana’da CHP’nin il danışma kurulu toplantısına katılan Öztrak, ülke gündemi, ekonomi ve dış politikaya dair açıklamalarda bulunarak, iktidarı sert şekilde eleştirdi.

Öztrak’ın konuşmasında dikkat çeken detaylar şöyle:

Suriye’deki Çıkmazın En Önemli Sebebi Bu

2011’in Mart ayında Suriye krizi patladı. Ailece tatil yaptıkları kardeş Esad, tek bir gecede kalleş Esed oldu. Biz daha o gün, “Türkiye, Arap dünyasındaki çatışmalara taraf olmamalı” dedik. Ama iktidar Suriye’nin içişlerine doğrudan müdahale etti. Ortadoğu’daki sorunlara geleneksel duruşumuzu kökten değiştirdi. İktidarı bir kez daha uyardık. “Suriye yönetimiyle husumeti bitirin” dedik. Çünkü dış politikada kalıcı dost, daimî düşman olmaz. Dış politikada ülkelerin çıkarları önceliklidir. Kişisel husumet, çıkar ve beklentiler dış politikaya egemen olmaya başlarsa, o politika çıkmaza girer. Hele dış politika iç siyasete malzeme yapılırsa işin içinden hiç çıkılmaz. Bugün Suriye’de karşı karşıya kaldığımız çıkmazın en önemli sebebi de budur.

Davetli Listesinde Değilseniz, Menüde Olabilirsiniz

Ama saray iktidarı dış politikayı emperyal güçlerin gölgesinde şekillendirmeyi tercih etti. 2015’in kasım ayına kadar Amerika’yla, 2016 ağustos ayından sonraysa Rusya’yla, Suriye’de iş tutmaya çalışmıştır. Şimdi emperyal güçler, sobanın üzerindeki kızgın kestaneleri almak için Türkiye’yi maşa gibi kullanmaktadır. Son operasyonda bizim 20 sivil vatandaşımız bu ülke atılan roketlerle yaşamını yitirmiştir. Aslan parçası Mehmetçiklerimiz şehit düştü. Tüm dünyayı karşımıza aldık. Silah ambargoları ilan edildi. Ekonomik ambargo tehditleri savruldu. Rahmetli Dışişleri Bakanlarımızdan İhsan Sabri Çağlayangil’in güzel bir söz vardır: “Ortadoğu’da önemli bir yemeğe davetli olduğunuz halde adınız davetli listesinde yoksa, bir de menüye bakın. Adınız orada olabilir.”

İktidarın Hatalarını Mehmetçik Temizliyor

Suriye’de iktidarın hatalarını, bugün Mehmetçiklerimiz, canları pahasına temizlemeye çalışıyorlar. Tüm yük askerimizin sırtına bırakıldı. Son bir yıldır, “Fırat’ın doğusuna bugün girdik, yarın giriyoruz” deyip durdular. Şimdi gördük ki operasyonun diplomasi cephesinde hiçbir hazırlık yapılmamış. Birbiriyle kanlı bıçaklı İsrail ve Filistin bile Türkiye’yi kınama konusunda uzlaştılar.

İktidarın Rüyalarının Faturasını Vatandaş Ödüyor

İktidarın Emevi Cami’nde namaz kılma rüyasının faturasını millet olarak çok ağır ödedik. Yaklaşık 4 milyon Suriyeli sığınmacı ülkemizde. Bugüne kadar Suriyeli sığınmacılar için 40 milyar dolar harcadık. Suriyeli sığınmacıların en fazla olduğu beşinci şehrimiz de Adana. Yüzlerce masum yurttaşımız Suriye kaynaklı terör saldırılarında canından oldu. IŞİD terörünü sınırlarımızdan uzaklaştırmak için, Suriye’de onlarca askerimizi şehit verdik. Halen de bedel ödemeye devam ediyoruz.

Yardımcıya Başkan Protokolü

Dün ABD Başkan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Saray’da Erdoğan tarafından kabul edildi. Oysa aynı Erdoğan daha bir gün önce “Trump’tan başkasıyla görüşmem” demişti. Bir gün sonra ABD Başkan Yardımcısıyla görüşmekle kalmadı. Adamı sarayında yanına oturttu, kameralara poz verdi. Yardımcıya, başkan protokolü uyguladı.

Abd “Ateşkes”, Bizimkiler “Operasyon Durdurma” Diyor

O görüşmenin hemen ardından Trump, zafer naraları atarak bir “ateşkes anlaşması” imzalandığını duyurdu. ABD ateşkesi kim adına imzaladı? Türkiye’nin terör örgütünün uzantısı dediği PYD adına imzaladı. ABD ateşkes anlaşmasını kiminle imzaladı? Daha önce “ateşkes ilan etmeyiz” diyen Erdoğan ile imzaladı. Hani ateşkes ancak iki meşru taraf arasında yapılırdı? ABD “ateşkes” diyor, Bizimkiler “operasyon durdurma” diyor. Daha bunun operasyonu durdurma mı ateşkes mi olduğu konusunda bile aralarında mutabakat yok ama zafer naraları atan çok.

Pyd’ye Meşruluk Kazandırma Çabalarına Saray Seyirci Kaldı

Bir sonuç var ki değişmez. Sahada savaş vekaletini PYD’ye veren ABD, Türkiye’yle müzakere masasına da PYD’ye vekaleten oturmuştur. Bu anlaşma PYD adına imzalanmış, Türkiye Cumhurbaşkanı da bunu kabul etmiştir. PYD’ye uluslararası meşruiyet kazandırma çabalarına Saray seyirci kalmıştır.

Cumhuriyet Tarihimizin En Beceriksiz, En Aciz İktidarı

ABD başkanı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne her gün ağır hakaretlerde bulunuyor. Ekonomimizi çökertmekle tehdit ediyor. İktidardan çıt çıkmıyor. Dün sarayın Dışişleri Bakanı, Trump’ın yazdığı müsveddeyi “ABD’lilerin insafına” havale etti. Erdoğan’ın Dışişleri Bakanı, Trump’ın hakaretlerinin muhatabının Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti olduğunun farkında bile değil. Maalesef, 96 yıllık cumhuriyet tarihimizin en beceriksiz, en aciz iktidarıyla karşı karşıyayız. Trump’ın hakaretlerini evvela, “nükte, şaka” diyerek tevil etmeye çalıştılar, Baktılar zırva tevil götürmüyor, şimdi de işi ABD vatandaşlarına havale ettiler.

Halkbankası Soruşturmasında Hedef Artık Erdoğan Ve Damadı

Bu arada, ABD Başkanı ise sosyal medyadan zırvaya devam ediyor. “Sert aşk” yaşanmasa bu anlaşma imzalanamazmış! Sert aşktan kast ettiği her halde Halkbank soruşturması… Ne damat ne de TCMB Başkanı ABD’de bu yıl Ekim ayında yapılan Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu toplantılarına katılabildi. Halkbank soruşturmasında hedef artık AK Parti Genel Başkanı ve onun damadıdır.

Kürt Ve Türk Kavga Etmez, Biz Bu Ülkeyi Birlikte Kurduk

Trump, Türkler ile Kürtleri okul bahçesinde kavga eden çocuklara benzetmiş. Araya girmiş bizi ayırmış. Bu beyefendinin bilmesi gereken bir şey var. Kürt ile Türk kavga etmez. Yüzlerce yıllık kardeşliğimiz var. Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda emperyalistlere karşı omuz omuza çarpışarak biz bu ülkeyi kurduk. Türkiye’nin mücadelesi terörledir, IŞİD’ledir, PKK’yladır. Emperyalizme karşı dünyanın en haklı, en şanlı savaşını vermiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuş, genlerinde Kuvayı Milliye olan, atalarımızın iç ve dış düşmanların süngülerine göğüslerini siper ederek kurduğu bu ülkenin en köklü partisinin mensupları olarak, bu konuşmalar bizim çok ağrımıza gidiyor. Kabullenemiyoruz. Ama iktidar içine sindiriyor.

Dün Borç Veren Bugün Emir Vermeye Kalkıyor

Trump’ı bu kadar cesaretlendiren en önemli hususlardan biri, ekonomimizin içinde bulunduğu kırılganlıktır. Borca batmış ülkemiz… Dolarkolik olmuş ekonomimiz… Eriyen döviz rezervlerimiz… Bunlar, eloğlunun ekonomi üzerinden tehditler savurmasına neden oluyor. Trump, ikide bir papaz hadisesini hatırlatıyor. “Papazı verin dedim verdiler, yoksa ekonominizi yıkarım dedim gördüler” diyor. Dün borç veren, bugün ülkemize emir vermeye kalkıyor.

Imf İle Son Anlaşmayı Yapan Kendisi

Biz bu iktidarı “el atına binen, tez iner” diye çok uyardık. Dinlemediler el atına binip, sağa sola çalım sattılar. “Üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, aradaki farkı borçla kapatan ekonomilerin sonu hüsrandır” dedik. Geldiklerinde ülkenin dış borcu 130 milyar dolardı. Şimdi dış borç 447 milyar dolar oldu kalkmışlar, IMF’ye 20 milyar dolar borç ödedik diye övünüyorlar. IMF ile son anlaşmayı yapan da aslında kendisi. Ama göreceksiniz bundan sonraki ilk anlaşmayı da onlar yapacaklar.

Atadan Kalan Gümüşleri Rehin Verip Aldıkları Borçla Yandaş Kurtarıyorlar

Bu kadar borç yetmedi, atadan dededen kalan varlıklarını, tesisleri özelleştirme diyerek 63 milyar dolara sattılar. Gizli kararnamelerle Sakarya tank palet fabrikasını 50 milyon dolar için Katar ordusuna peşkeş çektiler. Atadan, dededen kalan son gümüşleri, Varlık Fonu’na devrettiler. Fon’un başına da Erdoğan ve damadı geçti. Ülkeyi tam bir aile şirketi gibi yönetmeye başladılar. BOTAŞ; Türk Hava Yolları, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıfbank, PTT, Demir Yolları, Çaykur, Eti Maden… hepsi bu Fon’a devredildi. Şimdi bunları rehin verip, dışarıdan borçlanıyorlar. Aldıkları borçla da yandaş müteahhitleri kurtarıyorlar.

Türkiye Borcuna Karşı En Az Döviz Rezervine Sahip Ekonomi

Biz bunların olacağını söyledik ve maalesef bunların hepsi de oldu. İktidara seslendik: “Ülkeyi borca batırıyorsun. Bari aldığın bu borçların birazını döviz rezervi, ihtiyat akçesi olarak kenara koy” dedik. Yine dinlemediler. Bugün her 100 dolarlık dış borç karşısında; Brezilya’nın kasasında 67 dolar, Hindistan’ın kasasında 72 dolar, Rusya’nın kasasında 84 dolar, Çin’in kasasında 158 dolar var. Türkiye’nin kasasında ne var? Her 100 dolar dış borç karşılığında 16 dolar var. Yemişler bitirmişler. Borcuna göre en az döviz rezervine sahip ekonomi Türkiye.

Ak Parti Döneminde Her Gün 77 Milyon Dolar Faize Gitti

Biz iktidarı uyardıkça, iktidar ağustos böceği gibi sazla, sözle vakit geçirdi. Londra’daki, New York’taki faiz lobileriyle, “Beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkıları söyledi. 1975 ile 2002 arasındaki 27 yılda, bu güzel ülkeyi 20 ayrı hükümet yönetti. Bu 20 hükümet bütçeden faiz için 251 milyar dolar ödedi. Güne bölersek, eski hükümetlerin her bir gününde bütçeden ödenen faiz 25 milyon dolar oldu. AK Parti’nin devri iktidarındaki 17 yılda ise bütçeden ödenen faiz 469 milyar doları aştı. Yine güne vurursak, bütçeden her gün ödenen faiz 77 milyon doları buldu.

Bu Gidişle Duyun-U Umumiye De Gelir

Şimdi bu rezaletin sahipleri, bağırıyorlar: yok faize karşılarmış; yok yeşil finansmış; yok faizsiz bankacılığa bankacılık denilmemeliymiş; yok danışma komiteleri kurup, bu araçlara fetva alacaklarmış; yok faiz düşerse enflasyon düşermiş. Geçsinler bunları… ucube tek adam rejimi bu ülkeyi güya şahlandıracaktı? Esnaf ve işadamı iflas ve konkordato arasına sıkıştı. Şimdi ülkeyi de iflasın eşiğine getirdiler. Elbette bu haldeki bir ekonomiye Borçlanma Genel Müdürlüğü de getirdiler. Böyle giderse bu ülkenin başına Düyun-u Umumiye de gelir. Biz bu ülke yönetilmiyor, bu ülke savruluyor.

Gerçek Gündem Boş Tencere

Suriye meselesi bize bir şeyi unutturmamalıdır. Bu ülkenin gerçek gündemi boş tenceredir. Yoksulluktur. Ülkemizin umudu dediğimiz ama iş verilmeyen gençlerimizdir. Milletin evlatları işsiz.  İş arayan her 100 gençten 27 tanesi işsiz. Daha önce işi olan 748 bin yurttaşımız, son bir yılda, işini kaybetti. Gerçek işsiz sayısı 8 milyonu aştı. İş olmayınca, aş olmuyor, milletin yüzü gülmüyor.

Gence İş Bulmayacaksan Ne İşe Yararsın

Saraydakiler çıktıkları kibir kulelerinden, vatandaşın halini görmüyorlar. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı çıktı: “Efendim işsizlik var, olabilir. Her üniversite mezununun iş sahibi olması diye bir şey yok” dedi. Bu ne demektir? Şimdi bunu duyan yeni mezun bir gencin halini ve ailesinin hislerini bir düşünün. Milletin yetkiyi verdiği siyasetçi “Milletin çoluğuna çocuğuna iş bulmak benim görevim değil” diyorsa, sen ne işe yarayacaksın? Anayasa iş bulacaksın diyor, sen benim işim değil diyorsun.

Enflasyonda Hokus Pokus

Bunlar milleti unuttu, saray sosyetesinin ve havuz müteahhitlerinin aşını, işini büyütmeye daldılar. Sarayda çifter çifter maaşlar, ballı yönetim kurulu üyelikleri, efuliler, ejder suları, 9 kat zırhlı milyonluk Mercedesler… Uçan saraylar, duran saraylar, kaçan saraylar… Millettin her ay elektrik, doğalgaz faturasına yüzde 15, yüzde 14,99 diyelim, zam yapıyorlar. Ama enflasyon yüzde 9. İşte bunun adı hokus pokus. Damadının arkadaşını getireceksin TÜİK’in başına, düşüreceksin enflasyonu yüzde 9’a… sonra da memura yüzde 4+4 zam vereceksin.

Yoksulluğu Kader Ettiler

Ülkemizde maalesef bu iktidar yoksulluğu kader etmiştir. Resmi rakamlara göre: 53 milyon yurttaşımız konut masraflarını, 48 milyon vatandaşımız borçlarını ödemekte zorlanıyor. 26 milyon yurttaşımız iki gündeki bir masasına bir kap et yemeği koyamıyor. 24 milyon vatandaşımız ucu ucuna geçiniyor, beklemediği bir masraf çıkarsa karşılayamıyor. 11 milyon vatandaşımız soğuk kış günlerinde evini ısıtmakta zorlanıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.