Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Derneği (TEMUD) Tekirdağ İl Başkanı Ahmet Dursun, uzman çavuşların yıllardır çözülemeyen özlük ve emeklilik haklarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Dursun, ortaya çıkan tablonun ne hakka ne de vicdana sığdığını belirterek, yetkililere çağrıda bulundu.
Uzman çavuşların Türkiye’nin en riskli bölgelerinde, operasyon sahalarında, üslerde ve sınır hatlarında görev yaptığını hatırlatan Dursun, bu görevlerin can pahasına yerine getirildiğini ifade etti. Açıklamada, aynı kararlılık ve hassasiyetin uzman çavuşların özlük ve emeklilik haklarında gösterilmediği vurgulandı.
Dursun, yıllarca zorlu şartlar altında görev yapan uzman çavuşların emeklilik ve özlük haklarına ilişkin sorunlarının bugün bir kez daha açık şekilde ortada olduğunu belirtti. Mevcut uygulamaların ciddi mağduriyetlere yol açtığını dile getiren Dursun, hem görev süresinde hem de emeklilik döneminde insan onuruna yakışır bir yaşamın önüne engeller konulduğunu ifade etti.
Maaşlar, tazminatlar, lojman imkânları ve kadro güvencesi gibi temel başlıklarda süregelen eksikliklerin artık ertelenemez hale geldiğini belirten Dursun, mesleki güvenceleri olmadığı için binlerce uzman çavuşun istemeden üniformasını çıkarmak zorunda kaldığını kaydetti. Bu durumun bireysel değil, sistemsel bir sorun olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada, yaklaşık 40 yıldır ayrımcılığa uğradığını ve emeğinin karşılığını alamadığını ifade eden uzman çavuşların taleplerinin ayrıcalık değil, hakkaniyet olduğu vurgulandı. Verilen mücadelenin karşılığını istemenin en doğal hak olduğu belirtildi.
TEMUD olarak emekli ve görevdeki tüm uzman çavuşların özlük haklarının iyileştirilmesi, mesleki güvencelerinin sağlanması ve yıllardır biriken adaletsizliklerin giderilmesi için mücadeleye kararlılıkla devam edeceklerini belirten Dursun, bu konunun görmezden gelinerek çözülemeyeceğini ifade etti.
Yetkililere de seslenen Dursun, “Daha ne bekleniyor? Bu adaletsizliğin sona ermesi için daha kaç yıl geçmesi gerekiyor?” sorularını yöneltti. Açıklama, “Kahramanlara vefa, bir lütuf değil, devlet olmanın gereğidir” ifadeleriyle sona erdi.
