DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 11°C
Hafif Sağanak

Tekirdağlılara Kanal İstanbul Çağrısı !

Tekirdağlılara Kanal İstanbul Çağrısı !
27.12.2019

Kanal İstanbul projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu, 2 Ocak 2020 tarihine kadar vatandaşların görüşlerini beyan etmesi amacıyla il ve ilçe Çevre Müdürlükleri’nde askıda duracak. İtiraz etmek isteyen vatandaşlar, il ve ilçe Müdürlüklerine dilekçe sunabilecek yada CİMER’den itiraz edebilecek. TMMOB Tekirdağ İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Cemal Polat da Tekirdağlılara seslenerek, tüm Marmara’yı ve Trakya’yı olumsuz yönde etkileyecek olan projeye itiraz edilmesinin vatandaşlık görevi olduğunu kaydetti.

Marmara ve Karadeniz arasında yapay bir su yolunun yapılarak, İstanbul Boğazı’nda ki gemi trafiğinin azaltılmasının amaçlandığı, birçok bilim insanının ise her anlamada cinayet olarak nitelendirdiği Kanal İstanbul projesine yönelik tartışmalar devam ederken, vatandaşlar da sürece dahil olarak görüşlerini ve itirazlarını gerekli kurumlara iletiyor.

Bu kapsamda da birçok sivil toplum kuruluşu, dernekler, siyasi parti temsilcileri, Kanal İstanbul projesine yönelik itiraz çağrısında bulunarak vatandaşları uyarıyor.

GERİ DÖNÜŞÜ MÜMKÜN OLMAYAN HASARLAR OLACAK

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Tekirdağ İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Cemal Polat da Tekirdağlılara seslenerek, cinayete itiraz edilmesi gerektiğini kaydetti.

Konuyla ilgili açıklama yapan Polat,  Kanal İstanbul projesinin Trakya’nın doğal ve ekolojik yapısına geri dönüşü mümkün olmayan hasarlar vereceğini belirterek,  projenin ÇED raporunun  eksik, yetersiz, hatalı, mevzuata açıkça aykırı olduğunu dile getirdi.

Kanal İstanbul’un yaşam alanlarına, denize, tarıma ve ormanlara geri dönülmez büyük zararlar vereceğini vurgulayan Polat,  “Bu proje ve ÇED raporu hukuksuzdur” dedi.

FELAKETE GÖTÜRECEK

Projenin gerçekleşmesi ile birlikte ekolojik dengenin tamamen bozulacağı, bölgede ki tatlı su kaynaklarının, tarım alanlarının yok olacağı,  fay hattı üzerinde bulunan Marmara’da depremin tetikleneceği konusunda uyarılarda bulunan Polat, projenin yaşam alanları açısından olumlu etki yaratmayacağını bölgeyi tam bir felakete götüreceğini dile getirdi.

ÇED İÇİN ASLA OLUMLU KARAR VERİLEMEZ

“Planın belirli maddelerine yerleştirilen ve planın vizyon ve ilkeleri ile taban tabana zıt ve aykırı biçimde tarım toprakları ve orman alanı aleyhine ve yer altı su rezervlerine zarar verebilecek şekilde kömür çıkarılmasını öngören ve çevre kirliliğine yol açma potansiyeli bulunan sanayi,  enerji yatırımlarını destekleyen hükümlerin sözü edilen ilkelerle uyumlu olduğunu söylemek olanaklı değildir” diyen Polat,  Trakya Bölge Planlarına aykırı bir ÇED raporuna ve Kanal İstanbul projesine asla ÇED olumlu kararı verilemeyeceğini vurguladı.

BİLİMSELLİKTEN UZAK

Çevresel etkiler haricinde hukuksal, ekonomik, dış ilişkiler ve güvenlik açısından da birçok uzmanın, ciddi uyarılarda bulunduğunu ve bunun görmezden gelinemeyeceğini aktaran Polat, “ Projenin, çok yönlü ele alındığında, her uzman tek tek dinlendiğinde yapılmak istenenin bilimsellikten tamamen uzak, kamu yararı gözetmeyen bir proje olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Hukukçuları dinlediğimizde, dış ilişkileri etkileyen Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin etkilenebileceğini ve bunun lehimize sonuçlanabileceğini de söylüyorlar. Öte yandan güvenlik açısından 26’ncı Genelkurmay Başkanı emekli Org. İlker Başbuğ olası herhangi bir dış müdahalede Trakya’nın savunma açısından yetersiz kalabileceğini ve lojistiğin de yetersiz olabileceğine dikkatli olunmasına değiniyor. Kanalı kullanması öngörülen gemilerin geçişine ilişkin açıklamalar yapan uzak yol kaptanları ise  gemilerin planlanan şekilde kanaldan geçmesinin uygun olmadığını ve geçiş için  tercih edilebilecek bir yol olmadığını vurguluyor. Ekonomik boyutunda da birçok uzman uyarıyor. Bunların hepsinin dinlenmesi, dikkate alınması gerekli” şeklinde konuştu.

VATANDAŞLIK GÖREVİ

Toplumun  her kesiminden her vatandaşın, büyük bir felakete yol açacak Kanal İstanbul projesinin ÇED raporuna itiraz etmesi gerektiğini, bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu söyleyen Polat, 2 Ocak 2020 tarihine kadar il ve ilçelerde ki  Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri’ne ya da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne elden, faks veya e-posta yoluyla başvurabileceğini yada Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) vasıtasıyla şikayetlerini doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na iletebileceğine kaydetti.

Arzu eden yurttaşların TMMOB tarafından hazırlanan,  tüm gerekçelerin yer aldığı itiraz dilekçesi  örneğini kullanabileceğini  sözlerine ekleyen Polat,  herkesi cinayete dur demeye davet ettiğini belirtti.

 

TOMMOB tarafından hazırlanan itiraz dilekçe örneği ise şöyle:

 

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME İZİN VE DENETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

itirazen sunulmak üzere

………………………………/ Valiliğine veya Kaymakamlığına

İTİRAZ EDEN :

Adı-Soyadı       :

T.C. Kimlik No:

Adresi               :

 

KONU  :

İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün web sayfasında 23.12.2019 tarihinde halkın görüş ve önerilerine açıldığı duyurulan, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan Kanal İstanbul Projesi (Kıyı Yapıları [Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezler], Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması ve Beton Santralleri Dâhil) ile ilgili olarak hazırlanan ve İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca yeterli bulunarak nihai şekli verilen Çevresel Etki Değerlendirme Raporuna karşı itirazlarımın sunulması, ÇED Olumsuz Kararı verilmesi talebidir.

İTİRAZLARIM

İstanbul İli, Küçükçekmece Gölü – Sazlıdere Barajı – Terkos Gölü doğusunu takip eden güzergâhta yaklaşık 45 km uzunlukta, 20,75 m derinlikte ve 275 m genişlikte bir Kanal açılması için hazırlanan projeye ilişkin ÇED Raporuna aşağıda belirttiğim nedenlerle itiraz ediyorum.

Kanal İstanbul Projesinin gerçekleşmesi halinde,

  • İstanbul’un yaşam destek sistemleri olan Kuzey Ormanları, su havzaları, su havzalarını besleyen su kaynakları, tarım ve mera alanları yok olacaktır,
  • İstanbul’un önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı yok olacaktır,
  • Doğal yaşam alanları ve ekosistem bozulacaktır,
  • Doğal ve arkeolojik sit alanları, tabiat parkları, milli parklar vb. koruma alanları yok olacaktır,
  • Sadece İstanbul’da değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları yok edileceği için bölgede tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecektir,
  • ÇED Raporuna göre 1.155.668.000 m3 olan kazı materyalinin taşınmasıyla bozulan ekosistem tüm canlıların sağlığını tehdit edecektir,
  • Üç aktif fay hattının geçtiği bölgeye nüfus ve yapılaşma baskısı yükleyerek afet riskini artıracaktır.

 

Kanal İstanbul projesi ve ÇED raporu, Anayasa’da yer alan mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelmektedir. T.C.Anayasası’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35. maddesine göre; “…herkes mülkiyet hakkına sahiptir, bu hak; kamu yararı amacıyla yasayla sınırlandırılabilir…” Anayasa’nın 90.maddesi gereği, İç Hukuk Kuralı niteliğinde olan ve 6366 Sayılı Yasa ile onaylanan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) “Mülkiyet Hakkı” nı düzenleyen 1 Numaralı Ek Protokolünün 1. maddesine göre de; “Mülkiyet hakkı; kamu yararı nedeniyle ve yasanın öngördüğü koşullarda, uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak kısıtlanabilir…” Mülkiyet hakkını yasal olmayacak şekilde sınırlayan ve mevzuata aykırı olan ÇED raporunun iptali gerekmektedir.

Proje ve ÇED raporunun tarım, orman, çevre, kültürel ve doğal miras, sosyal kültürel ve ekonomik yapı, sosyal donatı, şehircilik ilkeleri, planlama ve koruma ilkelerine uygun olmadığı açıktır. Proje alanının bu değişiklik sonucu gelişecek yatırım ve uygulamalardan ne şekilde etkileneceğini dahi öngörmeyen bir  belirsizlik içermektedir. Proje ve ÇED raporu ile ÇED olumlu kararının bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayandırılmadan, kamu yararı aleyhine, şehircililik ve planlama ilkelerinin hilafına, hukuka aykırı yapıldığı bizce tartışmasızdır.

 

Kanal İstanbul projesinin hafriyat, inşaat ve işletme aşamalarının Trakya bölgesine etkileri, yaratacağı tahribatın Trakya ekosistemine zararları ÇED raporunda değerlendirilmemiştir.

 

ÇED Raporu, projenin olumsuz çevresel, ekolojik etkilerini bertaraf edecek değerlendirmeler içermemektedir, yukarıda açıklanan sakıncalara dair kaygılarımı gidermekten uzaktır ve bilimsel yeterliliği konusunda şüphe uyandırmaktadır. Bu Rapor ile Projenin hayata geçirilmesi, Çevre Kanunu’nun 3. Maddesinde idareye yüklenen görevlere aykırılık oluşturmaktadır.

 

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, 8/1-c. maddesinde de, tarım arazilerinin Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere planlanamayacağı hükmü yer almaktadır.

 

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 19’uncu maddesinde; “Uygulama alanlarında bulunan tarım arazileri, zorunlu sebepler olmadıkça tarım dışı amaçlarla kullanılmaz. ” hükmü yer almaktadır.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; “Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz.” hükmü yer almaktadır.

Trakya topraklarına yabancı bir hafriyat, inşaat ve faaliyet tarımsal bütünlüğün bozulmasına yol açacaktır. Proje bölgede tarım dışı faaliyetlerin artması ve yaygınlaşması için kötü bir örnek olacaktır. Bu durum Trakya bölgesinin ana fonksiyonu olan tarımsal faaliyetlerin sınırlanması ve bozulması sonucunu doğuracaktır.

Türkiye’nin tarım merkezi olan Trakya Alt Bölgesi’nin, verimli tarım topraklarının yitirilmemesi açısından duyarlılıkların dikkate alınması ve değerlendirmelerin kamu yararını öne çıkaran yaklaşımlarla ve özenle yapılması gerekmektedir. Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı; bölgenin ülkesel anlamda en büyük potansiyeli olan tarımsal üretimi desteklemeyi, tarım dışındaki fonksiyonları da bu doğrultuda düzenleyerek, küresel ölçekte önemi günden güne artan tarım sektörünü yarışabilir bir noktaya getirmeyi hedeflemektedir.  ÇED raporu Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planının vizyonuna ve hükümlerine açıkça aykırıdır.

 

Trakya’nın doğal ve ekolojik yapısına geri dönüşü mümkün olmayan hasarlar verecek bu projenin ÇED raporu  eksik, yetersiz, hatalı, mevzuata açıkça aykırıdır.

 

Danıştay 6. Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı ve iptal kararı da verdiği 2013 / 8016 Esas sayılı davasında verilen bilirkişi raporunda belirtildiği gibi ;

Trakya bölgesindeSanayi gelişiminin sınırlandırılması ve tarımsal faaliyet bir ana ilke olarak dururken planın belirli maddelerine yerleştirilen ve planın vizyon ve ilkeleri ile taban tabana zıt ve aykırı biçimde tarım toprakları ve orman alanı aleyhine ve yer altı su rezervlerine zarar verebilecek şekilde kömür çıkarılmasını öngören ve çevre kirliliğine yol açma potansiyeli bulunan sanayi / enerji yatırımlarını destekleyen hükümlerin sözü edilen ilkelerle uyumlu olduğunu söylemek olanaklı değildir.” Trakya Bölge Planlarına aykırı bir ÇED raporuna ve Kanal İstanbul projesine asla ÇED Olumlu kararı verilemez.

 

Projenin  ÇED  aşamasındaki işlemlerde projenin etki alanında bulunan Trakya illerinde yaşayan halkın katılımı göz ardı edilmiştir. Dolayısıyla açıkça hukuka aykırıdır. Çünkü proje sahasında ve çevresinde yüzbinlerce insanın konutları, arsaları ve tarım arazileri bulunmaktadır. Yaşam alanlarına, denize, tarıma ve ormanlara geri dönülmez büyük zararlar verecek bu proje ve ÇED raporu hukuksuzdur.

 

Anayasa’nın 56. maddesine göre “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

Üst ölçekli Çevre Düzeni Planlarına açıkça aykırı olan bu proje planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine açıkça aykırıdır. Kanal İstanbul projesi doğal çevreyi değiştirerek olumsuz etkileyecek, bir başka deyişle çevre ve canlı sağlığını bozacak bir proje olduğundan “sağlıklı çevrede yaşama hakkı”mın ihlal edilmesini kabul etmiyorum.  Anayasal yetkilerimi kullanarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 11. maddesinin 4. fıkrası çerçevesinde ÇED Raporuna itiraz ediyor, proje için ÇED Olumsuz Kararı verilmesini talep ediyorum.

Ad-Soyad

İmza

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.